ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2012 Perşembe

Pagerank Değerleri Güncellendi



17 Mart 2012'den beri yayında olan Özgür Not Blogu ilk Pagerank Güncellemesinde pr3 'e yükselmiştir.Kuruluştan bu yana bizimle birlikte olan siz değerli okur ve yorumculara çok teşekkür ederiz.Google amcanın bu konuda çok titiz davranmadığı savunulsa bile bence gerçekten önemli bir ölçüt pagerank...


PAGERANK 3 OLDUK...!

25 Nisan 2012 Çarşamba

Sabahattin Ali Üzerine

Türk Edebiyatı güçlü bir edebiyattır. Uzun bir geçmişe sahip olmakla beraber özellikle günümüzde dünya edebiyatındaki pek çok trende yönelik eserlerin de verildiği edebiyatımız özellikle orta dönem edebiyatçıları ile dikkat çekmektedir.

Gerek Sait Faik Olsun gerek Sabahattin Ali olsun, döneminin önünde ilerleyen pek çok yazar ve şair tarafından mükemmel şeklinde nitelendirilebilecek pek çok esere sahip olmamıza büyük katkı sağlamışlardır. Özellikle Sabahattin Ali romancılığı inanılmaz derecede gerçekçi ve yüksek kurgusal gücü ile büyük önem taşımaktadır.

 Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan isimli sadece üç adet roman yazmış olmasına rağmen Sabahattin Ali romancılıkta büyük bir aşama kaydettirmiştir Türk Edebiyatı'na. İnce ince işlediği gerçekçilik ve bununla beraber son derece güzel eleştirel analizleri ile tam bir örnektir büyük sanatçı olabilmek adına.

Sabahattin Ali aynı zamanda pek çok hikaye ve uzun öykü de üretmiş bir yazar olmakla beraber esas ilgi alanı da burasıdır. Yapı Kredi Yayınları tarafından bütün eserlerini bulabileceğiniz Sabahattin Ali külliyatı özellikle genç yaşta vakit kaybetmeden okunması gereken bir külliyat niteliği taşımaktadır.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Türkiye'de Edebiyat




Edebiyat esasen romancılığa dayalı bir durumda hayatını sürdürmekte günümüzde. Bu durum ise edebiyatın doğuşu ile farklılık göstermekte. Aynı şekilde edebiyatın doğuşuna değil de romanın doğuşuna odaklanacak olursak romancılığın da kişisel kaygıların ve ruhsal bunaltının kağıda dökülmesi gerekliliğinin ortada olduğunu görebiliriz. Türkiye'de ise edebiyat ilk dönemlerinde genellikle elit kesimin ilgilendiği ve geçim derdi ile alakasız bir şekilde eserlerin verildiği bir alandı. Bunun yanında giderek bir mesleğe dönüşen yazarlık edebiyat alanında halkçı görüşlerin de ortaya çıkmaya başladığı bir dönemi karşımıza koydu. 

Günümüz edebiyatı ise özellikle büyük yayınevlerinin boyunduruğu altına alınmış durumda. Türkiye özellikle popüler olanın daha çok sattığı bir dünyaya son derece iyi bir şekilde ayak uydurarak edebiyatı da tamamen bir para kazanma ve pazarlama unsuru olarak ortaya koymakta. Bundan elli sene öncesinin edebiyat anlayışından çok uzak olmakla beraber pek çok yeniden basım ve yabancı bestsellerin çevrimi Türkiye'nin yayın politikasının pek de iç açıcı olmadığını bizlere açıkça gösteriyor.

20 Nisan 2012 Cuma

Sinema ve Modernleşme














Sinema ilk zamanlarından beri hep son derece popüler olmaya ve gündemi ilgilendirmeye devam etmiştir. Sinemanın doğuşu ufak bir salonda gösterilen trenin gara girişi şeklinde gerçekleştirildiyse de günümüzde baktığımızda bu teknoloji insanların o kadar çok ilgisini çekmektedir ki bir prodüksiyonun arkasında koskoca sermayeler onlara güç vermeye devam etmektedir. Özellikle modernleşen sinema kurgusal açıdan yenilikçi bir duruş sergilemesine rağmen esas yeniliği her zaman için teknoloji açısından yaşadı.

3D teknolojilerinin geçtiğimiz 5 yıl içerisinde büyük aşama kaydetmesi ile beraber sinemanın
modernleşmesi bağımsız sinemayı dışarıda bırakacak olursak neredeyse tamamen gişe üzerine
oynamaya yönelik bir hale geldi. Modernleşen sinema çağının taleplerine iyi bir cevap
verebilmek adına genellikle popülerleşebilecek bir gelişme göstermeye yönelik kararlarla son
derece maksadını belli etmekte. Özellikle çok tutan kitapların filme alınması şeklinde para
kazanma amaçlı eserler esas amacın sanat yapmaktan şaştığını ve değiştiğini gösteriyor.
Günümüz sineması özellikle Hollywood gibi ana akım sinemalar sinemanın eski ambiyansından
uzaklar desek hiç de yanılmamış oluruz.

Klasiklerin Sinemadaki Önemi yazısı için tıklayınız.

19 Nisan 2012 Perşembe

Minimalizmin Önlenemeyen Yükselişi


Sanatsal akımlar genellikle yenilikçi bir arayış sonucu ortaya çıkarlar. Genel olarak bir tepkime
silsilesinin sürekliliği günümüze kadar modernleşen bir sanatsal çizgi sunmakta. Modernleşme de
aynı şekilde bir önceki akımın geleneksel bir yapıda mahsur kalması ve bunun üzerine gelişen ve
değişen hayata uyum sağlama amacı ile gerçekleşen bir durumdur.

Minizmalist sanat akımı da yine bu süreç içerisinde gelişimini sürdürmüş ve günümüzde büyük
yankı bırakmış bir sanat akımıdır. Genel konsepti basitlik, sadelik fakat estetik olabilme şeklinde
özetlenebilecek olan minimalist akım aynı zamanda fonksiyonelliğe dair öne çıkardığı yüzü ile
dikkat çekmekte.

Minimalizmin günlük hayata da yüksek ölçüde bir yansıma yaptığını görmekteyiz. Teknolojiden
tutun da ev dekorasyonuna kadar pek çok alanda tasarımda günümüz trendini oluşturan
minimalizm web sitelerine kadar pek çok mecra tarafından benimsenmiş durumda desek
yanılmış olmayız. Fonksiyonellik özelliği dahilinde özellikle günümüz tablet bilgisayarları ve akıllı
telefonları için biçilmiş kaftan olan minimalizm pek çok teknoloji şirketi tarafından da
önemsenmektedir.

Facebook'ta Etiket ile İlgili Yenilik

Merhaba arkadaşlar.
Facebook kullananlarınız bilecektir,bazı video ve fotoğraflarda etiketlenmek istemeyebilirsiniz.Ya da bir fotoğrafta etiketlenmişsinizdir de o fotoğrafın aslında sizinle ilgisi yoktur.

Şimdi anlatacağım olay sayesinde etiketleri onay sürecinden geçireceksiniz.Ve onaylamadığınız taktirde arkadaş listeniz o içeriği göremeyecektir.

Nasıl Yapacağım ?


Facebook sayfasının en sağ üstündeki Anasayfa yazısının sağındaki oka tıkladıktan sonra 'gizlilik ayarları'na girmemiz gerekiyor.Ardından açılan menüde Zaman Tüneli ve Etiketleme'yi seçiyoruz.


Ardından resimde kırmızıyla belirttiğim yerdeki 'Kapalı' yazısına tıklıyorsunuz ve etiketlendiğiniz taktirde onaylamayı açık hale getiriyorsunuz.Gereksiz etiketlerden de kurtulmuş oluyorsunuz.

İşte bu kadar...


Zaman Tünelime Sadece Ben Nasıl Yazarım ?

Üstteki görselde gördüğünüz gibi ilk başlık "Zaman tünelinde kimler paylaşımda bulunabilir" şıkkı ile bunu değiştirebilirsiniz.Zaman Tünelinize başkları yazmasın..

Önemli not : Zaman Tüneli kullananlar için geçerlidir.

Klasiklerin Sinemadaki Önemi




Sinema bir sanat dalı mıdır tartışılır fakat genel kabul bu yönde olmakla beraber 7. sanat şeklinde
bir adlandırma da mevcut. Sinemanın sanat olarak görülmesi ise günümüz popüler kültüründen
arındırılmış bir biçimde en büyük yapıtların yaratılması ile ortaya çıkmış bir durum. Günümüz
sineması özellikle ilk amaç olarak gişe hasılatını ön plana çıkaran bir yapıya sahipken Bergman ve
Kubrick gibi sinemanın en önemli isimleri bu işin sanat olarak tanımlanması adına çektikleri
filmlerde gişeyi pek umursamadılar.

Sinemanın klasikleri önemlidir zira genel olarak bu tip eserler içlerinde bir yenilik barındırmakta
ve bu yeniliği uzun zaman boyunca uygulamayı en iyi şekilde başarmaktadırlar. Stanley Kubrick
sinemasına bakacak olursak, görsel gelişmeyi daha önce pek göremediğimiz şekilde
gözlemleyebiliriz. Burada Kubrick özellikle son derece takıntılı bir teknik izleyerek çalıştığı için bu
sonuç ortaya çıkmakta. Örnek olarak Barry Lyndon isimli filminde Kubrick sadece gün ışığı
kullanmış ve hiçbir şekilde setlerine yapay ışık almamıştır. Bu uğurda binlerce mum kullanarak
aydınlatmayı sağlayan Kubrick, bu eserinde sinemanın tıpkı bir tabloyu dikkatlice işler gibi
kullanılmasıyla sanat yoluna girmesine önemli bir katkıda bulunmuştur.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Unutulmaz Film Replikleri

Herkesin vazgeçemediği ve unutamadığı film replikleri vardır elbet bende nacizane filmlerden replikleri size sunuyorum.

 “Ya İyi Olarak Ölürsün, ya da kötüye dönüşecek kadar uzun yaşarsın”

16 Nisan 2012 Pazartesi

Ölü Ozanlar Derneği - Dead Poets Society

Edebiyat ve şiirseverlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap ve izlemesi gereken bir film.

Kitabın arka kapağında Todd'un söylediği şu notlar yer alıyor;
"Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor
Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz.
Yeni gün çoktan geldiği halde
Yeni bir gün düşlüyoruz.
Yapılması gereken savaşlardan kaçıyoruz.

Çağrıyı duyuyoruz, ama hiç önemsemiyoruz
Gelecek henüz bir planken, o gelecek için ümitleniyoruz.
Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz
Kurtuluş elimizdeyken, kurtarıcı için dua ediyoruz.

Ve hala uyuyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala dua ediyoruz.
Ve hala korkuyoruz..."


Bay Perry'nin onaylamadığı halde tiyatroya katılan Neil kapanışında şunları söylüyordu :

"Eğer kırdıysak sizi
Durup bir düşünün 
O zaman affedersiniz
Siz de uyuyakaldınız burada
Hayaller çıktığında ortaya
Belki kötü ve anlamsızdı bu konu
Düşten başka birşey değildi
Lütfen sitem etmeyin
Eğer hoş görürseniz
Telafi ederiz
Ben dürüst Puck
Hiç bir şey hak etmemiş bile olsak
Sivri dilli olmayın
Size minnet duyarız
Puck yalancı derseniz
Size iyi geceler dileriz
Ellerinizi verin bana,dost olalım sizinle
Robin de iyilikler diler hepinize."




Filmden izlenesi iki kare ;






14 Nisan 2012 Cumartesi

Herkes Ölür.Ama Herkes Gerçekten Yaşamaz..



Bu ölümlü dünyada sonsuza dek yaşayacağını sananlaradır lafım...
Bu üç günlük dünyada herkes ölümü tadacaktır.Mühim olan mesele gerçekten yaşayıp yaşamamaktır.

Bana öyle geliyor ki dostlar burjuva ve 'kokana' kesimi yalnızca bu dünyayı düşünerek ceplerini doldurmaktan birşey yapmıyor.Ceplerine sığmayıp etrafa savrulanları ancak diğerleri kapabiliyor.

Bu burjuva takımı her ne kadar parayı bu dünya için saklıyorsa da öldüğünden sonra adının unutulacağını unutuyor.
Oysa ki bu dünyada yaşamak için geride birşey bırakmak gerekir.Bu herkes için geçerlidir.

Bir çeşme,bir okul,belki bir okula tuğla.
Bir düşünce,bir kitap,bir sanat eseri,bir şiir.

Hani bir deyim vardır ya - 'odun gelip odun gitmek' - aynen o şekilde yaşayamayız dünyada.Sadece dünyaya gelip gitme görevini tamamlarız.Böyle bir yaşantı söz konusu olamaz.

Hayatı ; "Hayata gülemiyorsanız , espriyi tam olarak anlayamamışsınız." sözü ile komedi olarak da yaşamayalım.Hayatı komedi olarak yaşayanlara da Seneca'nın şu sözünü hatırlatalım.
"Hayat bir komediyse son espriyi iyi düşünelim."

9 Nisan 2012 Pazartesi

Şiir Denince Akla. (Edebiyatın Atası)

"Şiir bulut gibi hafif olmalı,uçmalı fakat,bulut gibi tonlarca ağırlıkta sular taşımalı her bir okura."

Şiiri nasıl ifade edersiniz sorusu karşısında bazıları Octivie Paz'ın söylediği "Şiir ifade edilemez,ifade eder." sözünü daha da ilerletir ve şiiri sonsuz boyutundan dolayı bence gereksiz yere Tanrılaştırır.

HAYIR.Şiir her şekilde ifade edilebilir.Her türlü ifade de genelde doğru olur.Çünkü farklı ifadeler,farklı yönleriyle ele alır şiiri,farklı boyutlarıyla.

"Şiir iki ucu keskin kılıç olmalı,kötülerin canını,iyilerin yüreğini sızlatmalı."

Şiir toplum adına yapılmalı fakat yine de estetik anlayıştan ödün verilmemeli.
 Şair şiirini yazarken konuyu özenle seçer.Aynı özeni vge içtenliği yazarken de gösterir.


1 Nisan 2012 Pazar

1 Nisan Şaka Günü



Öncelikle olayı kısaca alıntılayayım.
"15. yüzyılın sonlarında Haçlı ordusu Endülüs müslümanlarının son kalesini kuşattı.Ama müslümanlar kaleyi bırakmamakta kararlıydı.Haçlı komutanı 31 mart gecesi kalenin önüne gitti ve İncil ve Kuran'ın üstüne yemin ederek 'teslim olursanız sizlere birşey yapmayacağız.' der.Sonrasında müslümanlar kaleyi bırakır.1 Nisan günü bütün müslümanların öldürülmesi emri verilir"


İşte o gün bu gündür 1 Nisan Hristiyanların 'Hile Günü' -binlerce müslümanın katliam günü- ülkemizde de bilinçsiz bir biçimde tarihi unutturularak 'kutlanmak'tadır.

Ne olduğunu bilelim ki ona göre davranış ve tutum sergileyelim.

Yabancı ülkelerin dayattığı bu saçma 'günler' ile kültürümüzü,bireysel benliğimizi ve milli benlik ve kimliğimizi kaybetmeyelim.


Önemli not : Bilgilendirme yazısıdır,ne yobazım ne bağnazım.

30 Mart 2012 Cuma

Evet ve Hayır Cevabı



Cevabı 'evet' ve 'hayır' olarak açıklanabilecek sorularda üçüncü bir şıkka gerek yoktur.'Akşama bize gelecek misin' sorusunun cevabı bu ikisinden bağımsız olarak 'bilmiyorum' olarak söylenemez.

 Çünkü cevabı kesinlikle biliyorsundur da ya atraksiyon yaratmak adına ya da kırmamak adına bu yola başvurursun.Ama 'kibarlık' sandığın bu durum ileride daha büyük sorunlar doğurabilir.

 Bu üstteki soruya cevap verirken kendi 'hür irade'ni kullanırsın.

Zira aynı şey matematik sorularında geçerli değildir.Çünkü bilim ve matematik kesindir.Sevmesen de doğruluğundan şüphe edemezsin.

Örnek olarak yandaki gibi bir matematik sorusunu ya bilirsin ya bilemezsin.Bu durumda bilmiyorum dersin.

Ancak burada da önemli bir konu var.Bu tarz soruların matematiksel formülleri vardır,ta en başından beri.

O yüzden kendi hür iradenle bunu çözemezsin.Zaten aslında soru sana çözülmüş olarak gelir.İradeni kullanmaz sadece formül 'ezberlemek' gerekir.




Oysa ki bir insan 'nanik' yaparken  bari özgür olmalıdır.İstediği gibi kendi hür iradesiyle yapmalıdır.Herşeyi bilimle bağdaştırırsak kendi irademizle yapacak birşeyimiz kalmaz.


Özetle : İyi tatiller...

23 Mart 2012 Cuma

Carpe Diem - Anı Yaşa


Dünya...
Kurulalı çook oldu.Ama nedense son birkaç yüz yıldır insanlar çıkarlarına göre hareket ediyor.Bir de herşeye 'tamam' diyen ve boyun eğenleri göz ardı etmemek lazım.Bunlara ek olarak da dışında tepkisiz içinde küfredenler var.
Bu onların inatçılığı ya da dik kafalılığından mıdır bilinmez..

Ama macera arayışına girmek de yersiz geliyor bana.Rahat rahat yaşayıp öleceğiz işte.Bu dünya sizi tatmin etsin,eksiğiyle fazlasıyla.Çünkü bizim dünyamız.Soru soracağız,yeri geldiğinde sorgulayacağız ama öyle bağnazca sorgulamak değildir kastettiğim...

Çünkü tek işimiz bağnazca sorgulamak olursa şayet ;
Yaşamın tadını alamayız.


Dünü düşünmeye kalkmayın.Onunla fazla yüzleşmeye de kalkmayın.Dün dündür çünkü geçmiştir ve hep var olacaktır.Gelecek de zaten gelecektir.Bunların arasında günümüzü heba etmenin anlamı yok.

Biz anı yaşayalım.
Anı yaşayalım çünkü,an bizim.
An'a hükmetmek bizim elimizde.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...