dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2012 Pazartesi

İnzivâ : Dış Dünyadan Soyutlanma

Her insan mutlaka hayatın yorucu stresinden sıkılıp veya insanlar tarafından aldığı yıkıcı darbeler sonucu yaralarını sarmak için ya da  o darbeleri almamak için kendini soyutlar , kendini tecerrüt eder.Başka bir pencereden bakarsak , dış dünyayla olan bağlarından sıyrılarak manevi aleme dalmak için bir kıyıya çekilme,kalabalıklardan uzak kalma.kendi kendisiyle konuşmak amacıyla insanın içine kapanması olarakta nitelendirebiliriz.İnsanların inziva halini alması için günümüzde bir çok sebep bulunabilir.Bazı durumları daha iyi , sakin bir şekilde düşünüp analiz etmek gerektiğinde kenara çekilip yaşananları daha iyi ve olumlu görebiliriz.İnsan inzivaya çekilirken sadece insanları değil tam tersine kendini sorgular ve onlardan kendine göre ders çıkarır.

Dinsel boyuttan bakarsak dini amaçlarla toplumdan uzaklaşıp yalnız yaşayan kişiye denilir.Tasavvufi yaşama giren kişinin benliğini kötülüklerden arındırmak için aldığı haldir.Dünyavi şeylerden uzaklaşıp Allah'a daha yakın olmak için zamanını zikir, ibadet ve düşünce ile geçirenler münzevi olarak adlandırıldı.
Özetle her insanın alabileceği hal olsa da derinden yaşamak gerekir.Son olarakta İnziva'yı güzel bir dille yazıya dökülmüş bir şiiri sizlerle paylaşıyorum.



Kalabalıklara karışarak da yapılabileceğini gördüm.
kalabalıkları mağara belleyenleri gördüm.
vahiy bekler gibi aşkı bekleyenleri gördüm.

bazıları kendinden geçmeden evvel gördükleri küçücük bir ışığa doğru yürüyüp inzivadan çıktı,
bazıları inzivalarını yaşam yapıp ölüme tamamladı,
bazıları da beklediği aşkı bulur bulmaz mağaralarına hoşçakal dedi.


14 Nisan 2012 Cumartesi

Herkes Ölür.Ama Herkes Gerçekten Yaşamaz..



Bu ölümlü dünyada sonsuza dek yaşayacağını sananlaradır lafım...
Bu üç günlük dünyada herkes ölümü tadacaktır.Mühim olan mesele gerçekten yaşayıp yaşamamaktır.

Bana öyle geliyor ki dostlar burjuva ve 'kokana' kesimi yalnızca bu dünyayı düşünerek ceplerini doldurmaktan birşey yapmıyor.Ceplerine sığmayıp etrafa savrulanları ancak diğerleri kapabiliyor.

Bu burjuva takımı her ne kadar parayı bu dünya için saklıyorsa da öldüğünden sonra adının unutulacağını unutuyor.
Oysa ki bu dünyada yaşamak için geride birşey bırakmak gerekir.Bu herkes için geçerlidir.

Bir çeşme,bir okul,belki bir okula tuğla.
Bir düşünce,bir kitap,bir sanat eseri,bir şiir.

Hani bir deyim vardır ya - 'odun gelip odun gitmek' - aynen o şekilde yaşayamayız dünyada.Sadece dünyaya gelip gitme görevini tamamlarız.Böyle bir yaşantı söz konusu olamaz.

Hayatı ; "Hayata gülemiyorsanız , espriyi tam olarak anlayamamışsınız." sözü ile komedi olarak da yaşamayalım.Hayatı komedi olarak yaşayanlara da Seneca'nın şu sözünü hatırlatalım.
"Hayat bir komediyse son espriyi iyi düşünelim."

6 Nisan 2012 Cuma

Herkes Kendi Dünyasında Yaşar



Bu yazıda herkesin kendi dünyasında yaşadığını ve kendi gerçekliğinde kavrulduğundan bahsedeceğim.

Platon'un felsefesinde olduğu gibi aslında insanoğlu yeraltında mağaralarda yaşamakta.

Aldıkları eğitim ve edindikleri tecrübeye bağlı olarak o mağaralardan yeryüzüne doğru yaklaşmaktalar.Ama yeryüzüne çıkanlar için bile 'asıl gerçeklik' mağaranın içindeki olduğu için onun için hiçbir şey ifade etmez asıl gerçeklik.

Yeryüzüne çıkanın gözleri kamaşır.Kendini farklı bir yerde hisseder.Ama mağara onun güvendiği yerlerdir.

Bu yüzden herkes kendi gerçekliğini yaratır.O gerçekliğin içinde yaşar,o gerçeklik ona göre doğrudur.O gerçekliğin içinde yanlış da yapar.

Çünkü o gerçekliğin içinde bulunduğu dünya da kendi dünyasıdır.O dünyayı kendisi yaratmıştır.

Sorgulamaktan kaçınmıştır çünkü insanoğlu.
Asıl gerçekliği reddedip hep kendi doğrularını ürettiğinden ; gerçekliğin kendisi de,gerçeklik kavramı da zaman içinde değişecektir.

Aslında gerçek olan şey kendi evrenimizde gerçek olmaktan çıkacaktır.Doğru olan şey yanlış olacaktır.Saygı kavramı ortadan kalkacaktır.Çünkü düşünerek elde edilen birşey olmayacak,herşey uydurarak olacaktır...

Herkesin kendi dünyasını yaşaması yukarıdakiler dikkate alındığında kötüdür.Ama bana kalırsa bir de iyi yanı vardır bu durumun : Hayalgücünün gelişmesi.

Esen kalın...


27 Mart 2012 Salı

27 Mart Dünya Tiyatro Günü

Dünya Tiyatro Gününüz Kutlu Olsun..
Bu yazıda Tiyatro Günü'nün tarihi ve oluşum aşamalarından ziyade ; tiyatroya daha 'subjektif' bir yaklaşımla bakıp düşündüklerimi yansıtmaya çalışacağım.

Tiyatrolar bir toplumun kültürünün aynasıdır.
Eğer o toplumda insanlar birbirine karşı duyarlı ise o topluma uygar bir toplum denebilir.Ama insanlarının birbirine karşı hangi çerçevede yaklaşacağını bilmeyen toplumlarsa 'ölü'den öteye geçemezler.Aynı tiyatrosuz olan toplumlar gibi.

Tiyatrolar sanatı topluma en iyi aktaran yerlerdendi-r(*1).Tiyatro izleyicisine bir çağrışım uyandırır.Bu da izleyicinin kült bilgilerinden sıyrılıp daha özgürce düşünebilmesine olanak sağlar.

Her devlet okul çağına gelmiş çocukları tiyatroya kazandırmak adına çeşitli etkinlikler düzenlemekte ve düzenlemelidir.

Ayrıca tiyatro topluluklarında olan kişiler arasında şu duygular artacaktır ; dayanışma,sorumluluk,yalnızca düşünmemek ayrıca eyleme geçmek,doğru ve güzel konuşmak ve daha niceleri...
Tiyatro izleyicileri ise  ; Toplumun üyesi olduğu tekrar hatıryacaktır,düşünecektir,sorunlara çözümler getirecektir,toplum duyarlılığı artacaktır ve daha çok fazlası...

Yani tek cümlelik özet : Tiyatrosuz Yaşam Olmaz..!

23 Mart 2012 Cuma

Carpe Diem - Anı Yaşa


Dünya...
Kurulalı çook oldu.Ama nedense son birkaç yüz yıldır insanlar çıkarlarına göre hareket ediyor.Bir de herşeye 'tamam' diyen ve boyun eğenleri göz ardı etmemek lazım.Bunlara ek olarak da dışında tepkisiz içinde küfredenler var.
Bu onların inatçılığı ya da dik kafalılığından mıdır bilinmez..

Ama macera arayışına girmek de yersiz geliyor bana.Rahat rahat yaşayıp öleceğiz işte.Bu dünya sizi tatmin etsin,eksiğiyle fazlasıyla.Çünkü bizim dünyamız.Soru soracağız,yeri geldiğinde sorgulayacağız ama öyle bağnazca sorgulamak değildir kastettiğim...

Çünkü tek işimiz bağnazca sorgulamak olursa şayet ;
Yaşamın tadını alamayız.


Dünü düşünmeye kalkmayın.Onunla fazla yüzleşmeye de kalkmayın.Dün dündür çünkü geçmiştir ve hep var olacaktır.Gelecek de zaten gelecektir.Bunların arasında günümüzü heba etmenin anlamı yok.

Biz anı yaşayalım.
Anı yaşayalım çünkü,an bizim.
An'a hükmetmek bizim elimizde.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...